Bel ağrısı, günümüzde neredeyse her yaş grubunda karşılaştığımız ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen yaygın bir sağlık problemidir. Ancak bel ağrısı ile ilgili toplumda dolaşan bazı yanlış bilgiler, hastaların hem iyileşme sürecini uzatmakta hem de gereksiz kaygılara yol açmaktadır. Bir hekim olarak, klinik pratiğimde en sık karşılaştığım bel ağrısı hakkında doğru bilinen 5 yanlışı ve bu yanlışların doğrularını sizlerle paylaşmak istiyorum.

1. Bel ağrısı olan kişi mutlaka yatmalı ve hareket etmemelidir

Bu, bel ağrısı konusunda en sık karşılaşılan yanlış inanışlardan biridir. Uzun süreli yatak istirahati, sanılanın aksine bel ağrısını iyileştirmez; aksine kasların zayıflamasına ve ağrının uzamasına neden olabilir.

Bel ağrısı olan hastalara aktif dinlenme öneriyoruz. Bu ne demektir? Kişi günlük rutin aktivitelerini, ağrıyı artırmayacak düzeyde sürdürmeli; gün içinde kısa süreli, 5–10 dakikalık yatarak dinlenmelerle vücudu rahatlatmalıdır. Tam hareketsizlik yerine kontrollü hareket, bel sağlığı için çok daha faydalıdır.

2. Bel ağrısı sadece yaşlılarda görülür

Bel ağrısının yalnızca ileri yaşlarda görüldüğü düşüncesi doğru değildir. Bebeklik dönemi dışında, oturan, yürüyen, çalışan ve aktif yaşam süren her yaş grubunda bel ağrısı görülebilir.

Özellikle masa başı çalışanlar, uzun süre aynı pozisyonda kalanlar, ağır kaldıranlar ve yanlış duruş alışkanlıkları olan genç bireylerde bel ağrısı giderek daha sık karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle bel ağrısı, yaşlılara özgü bir sorun olarak görülmemelidir.

3. Bel ağrısı geçmiyorsa mutlaka ameliyat gerekir

Bel ağrısı yaşayan hastaların en büyük korkularından biri ameliyat ihtimalidir. Oysa bel ağrılarının çok büyük bir kısmı ameliyat dışı yöntemlerle başarılı şekilde tedavi edilebilir.

Fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamaları, algoloji (ağrı) tedavileri, medikal tedaviler ve yaşam tarzı düzenlemeleri ile hastaların önemli bir bölümü cerrahiye gerek kalmadan iyileşmektedir. Ameliyat, ancak belirli ve sınırlı durumlarda, hekim değerlendirmesi sonrası gündeme gelir.

4. Bel ağrısının nedeni her zaman bel fıtığıdır

Bel ağrısı denildiğinde akla ilk olarak bel fıtığı gelmesi oldukça yaygındır. Ancak bel ağrısının nedeni her zaman fıtık değildir.

Faset eklem problemleri, kas ve bağ dokularının zorlanmaları, yumuşak doku patolojileri, kas spazmları ve ani zorlanmalar da bel ağrısına yol açabilir. Bu nedenle bel ağrısı yaşayan her hastada “mutlaka fıtık vardır” düşüncesi yanlıştır. Doğru tanı, ancak detaylı muayene ve gerekirse görüntüleme yöntemleriyle konulabilir.

5. Ağrı kesicilerle bel ağrısı tamamen geçer

Ağrı kesiciler, bel ağrısı tedavisinde önemli bir yer tutar; ancak çoğu zaman tek başına yeterli değildir. Sadece ağrı kesici kullanmak, altta yatan sorunu çözmeyebilir.

Tedavi planında; kas gevşeticiler, lokal tedaviler, enjeksiyon uygulamaları ve fizik tedavi yöntemleri birlikte değerlendirilebilir. Amaç yalnızca ağrıyı baskılamak değil, ağrının nedenini ortadan kaldırmaktır. Bu nedenle bel ağrısı tedavisi kişiye özel olarak planlanmalıdır.

Bel ağrısı hakkında doğru bilinen yanlışlar, hastaların yanlış uygulamalara yönelmesine neden olabilmektedir. En doğru yaklaşım, bel ağrısını ciddiye almak ancak yanlış bilgilerle hareket etmemektir. Erken dönemde doğru tanı ve uygun tedaviyle bel ağrılarının büyük bir kısmı başarıyla kontrol altına alınabilir.

 

Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka bir hekime başvurunuz.